Tarihte Gebze
Gebze´nin de içinde bulunduğu, eski Yunanlılar´ın ve
Romalılar´ın Bitinya (Bithynie) dedikleri coğrafi bölgenin bilinebilen en
eski tarihi, M.Ö. XII yüzyıla kadar dayanır. Bölge, özellikle Kocaeli
Yarımadası, coğrafi konumunun öneminden dolayı, tarihin hemen hemen bütün
dönemlerinde, birçok ulusa yurt olmuştur. Asya ile Avrupa kıtaları
arasındaki en önemli geçit yeri olan Kocaeli Yarımadası ya bir çok ulusun
yurdu, yada gelip geçtikleri, medeniyetlerinden izler bıraktığı bir yer
olmuştur.
Bilinen ilk ulus göçü de M.Ö. XII. yüzyılın başlarındadır. Bu ulus Yunan
kökenli Frikler´dir. Boğaz (Bosforos) yoluyla Anadolu´ya inmişlerdir. XII
yüzyıla kadar Trakya´dan İzmit dolaylarına göçler devam etmiştir. Fakat bu
dönemde eski Gebze´nin yerine dair hiçbir bilgi edinilememiştir. Kısaca
antik çağ Gebze´sinin yeri kesinlikle bilinememektedir.
Bugün Gebze´nin olduğu yerde, M.Ö. 281-246 yıllarında Kral 1. Nicomede´nin
egemenliğindeki Bitinya Krallığı döneminde Dakibyza ve Libyssa adında
yerleşmeler vardır. Eski Gebze´nin yerine dair söylenenler, işte bu
tarihlere aittir. Daha eski tarihlere ait bilgiler ise çelişkilidir.
Bu yerleşim alanlarının araştırmalara konu olmasının en önemli nedeni ise,
ünlü Kartacalı komutan Hannibal´ın krallık döneminde burada yerleşmiş
olmasıdır.
Hannibal Zama harbindeki yenilgisinden sonra ülkesinde itibar görmemiş ve
Bitinya Krallığı´na iltica etmek zorunda kalmıştır. Bitinya Kralları I. ve
II. Prusias´ın savaş danışmanlıklarını yapmıştır. II. Prusias´ın ihaneti
sonucu düşmanın eline düşmemek için intihar etmiş ve Lybissa´ya gömülmüştür.
İşte birçok tarihçinin ve araştırmacının eski Gebze olduğu iddia edilen bu
yeri araştırmasının en büyük nedeni budur. Hannibal´ın burayı seçmesinin
birçok nedeni vardır. Devamlı izlenme kuşkusu, Nicomedia başkent olduğu için
gelenin gidenin çok olması ve tanınma ihtimalinin fazla olması, yönetime
güvenmemesi bu nedenlerin başlıcalarıdır.
Roma kuvvetlerinden gizlenen Hannibal, korunaklı, kaçışı kolay ve denizle
ilişkili bir yer aramıştır. Sonunda bu özelliklere haiz Libyssa´yı
seçmiştir.
O dönemde Libyssa´nın kurulduğu yer, hem denize hem de karaya hakim bir tepe
üzerindedir. Tepenin bulunduğu yer körfezin en dar yeridir.
1330 yılında Osmanlılarla Bizans arasında yapılan savaştan sonra Gebze´nin
de içinde bulunduğu bölge Osmanlı idaresine dahil edilmiştir.
Bugünkü Gebze´nin kurucusu Orhan Gazi´dir. Gebze´de kendi adına cami de
yaptıran Orhan Gazi bölgeye damgasını vuran ilk Türk büyüğüdür. Orhan Gazi,
bölgenin imarı ve yaşaması için büyük çabalar göstermiştir. Bu amaçla
işletmeler kurup, onlara vakıflar tesis etmiştir.
Osmanlıların devlet olma çabaları sırasında, Gebze yine ordugah yerleşimi
olarak kullanılmıştır. Osmanlı Beyliğinin kurulmasında büyük emekleri geçen
Akçakoca Bey´in oğlu olan İlyas Çelebi de hem Gebze´nin fethinde hem de
kuruluşunda büyük rol oynamıştır.
Gebze Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarına kadar kimi zaman İstanbul´a,
daha çok da Kocaeli´ye bağlı bir kaza olarak, önemli bir yer niteliğini uzun
yıllar korur. 1. Dünya Savaşı´nda Osmanlı İmparatorluğunun yenik düşmesi
üzerine Anadolu ve Trakya´nın birçok yöresi gibi Gebze´de düşman kuvvetleri
tarafından işgal edilmiştir.
1920 yılında İngilizler´in bölgeyi işgaline, 1921 yılının başlarında
Yunanlılar da katılmışlardır. Daha sonra Anadolu içerisinde yenilgiye
uğrayan Yunan kuvvetleri amaçlarına ulaşamamanın üzüntüsüyle geldikleri
yoldan geriye kaçmışlardır.
Bu yıllarda Gebze, Anadolu´nun en dikkate değer yerlerinden biridir. Türk
kuvvetlerinin biraz ilerisinde İngiliz askerleri bulunmaktaydı.
18-19 Ocak 1923 tarihli Hakimiyet-i Milliye-Ankara Gazetesi´nde Atatürk´ün
bölgeyi ve Gebze´yi ziyaret ettiğinden bahsedilir. Atatürk Gebze´deki askeri
birliklerin durumundan memnun kalarak geri dönmüştür. İstanbul´un
terkedilmesinden sonra Gebze ve Çevresi tamamen emniyet altına alınmıştır.
Cumhuriyet´in ilanına kadar kimi zaman İstanbul, kimi zaman da Kocaeli´ye
bağlı bir kaza olan Gebze, Cumhuriyet´in ilanından sonra yeni iller kanununa
göre il olan İzmit´e bağlanmıştır.